Je m'appelle Hugo et j'ai quinze ans. Ce matin, je pars en voyage avec mon père, ma mère et mon petit frère Noé. Nous allons à Lyon pour rendre visite à ma cousine Clara. Je suis content, parce que c'est mon premier voyage en train avec ma famille.
Benim adım Hugo ve on beş yaşındayım. Bu sabah babam, annem ve küçük kardeşim Noé ile seyahate çıkıyorum. Kuzenim Clara'yı ziyaret etmek için Lyon'a gidiyoruz. Mutluyum, çünkü bu ailemle yaptığım ilk tren yolculuğu.
À la gare, il y a beaucoup de personnes. Mon père regarde les billets et ma mère prépare les sacs. Noé cherche son livre dans son sac à dos. Le train arrive à neuf heures. Nous trouvons nos places près de la fenêtre. Pendant le trajet, je regarde les villages, les champs et les petites rivières.
Tren istasyonunda çok insan var. Babam biletlere bakıyor ve annem çantaları hazırlıyor. Noé sırt çantasında kitabını arıyor. Tren saat dokuzda geliyor. Pencerenin yanında yerlerimizi buluyoruz. Yolculuk sırasında köylere, tarlalara ve küçük nehirlere bakıyorum.
À Lyon, Clara nous attend devant la gare. L'après-midi, nous visitons le vieux quartier et nous mangeons une tarte aux pralines. Demain, nous allons monter sur la colline pour voir toute la ville. J'espère prendre beaucoup de photos et écrire une carte postale à mon meilleur ami.
Lyon'da Clara bizi istasyonun önünde bekliyor. Öğleden sonra eski mahalleyi geziyoruz ve pralinli tart yiyoruz. Yarın tüm şehri görmek için tepeye çıkacağız. Çok fotoğraf çekmeyi ve en iyi arkadaşıma bir kartpostal yazmayı umuyorum.